Antalya Müzesi Müdürlüğü

Karain Mağarası

KARAİN MAĞARASI

Karain Mağarası Antalya’nın 31 km kuzey-kuzeydoğusunda Yağca Köyü sınırları içerisindeki Şam Dağı’nın (Batı Toroslar-Katran Dağları) kalkerli yamaçları içerisine oyulmuş, doğal bir mağara olup, denizden yaklaşık olarak 450 metre, önündeki traverten ovasından ise 150 metre yükseklikte yer almaktadır.

Birbirinden kalsit duvarlarla ayrılmış yedi boşluktan (A, B, C, D, E, F, G) gözleri oluşmuş bir mağaralar ağı özelliği göstermektedir. Mağara’nın doğusunda bulunan sığınağa ise “Dölin” denilmektedir. 1946 yılında başlayan kazılar halen devam etmektedir.

Karain Mağarası  Paleolitik (Yontma Taş Çağı) Dönem’den başlayarak, Epipaleolitik (Ara Taş Çağı), Geç Neolitik (Yeni Taş Çağı), Kalkolitik (Bakır-Taş Çağı), İlk Tunç Çağı ve Roma Dönemi’nde de yerleşime sahne olmuştur. Tapınak olarak kullanıldığı Roma Dönemi hariç, diğer dönemlerde mesken olarak kullanılmıştır. Bu çerçevede mağara günümüzden 500 bin yıl öncesi ile MS IV. yüzyıl arasında çeşitli uygarlıklara sahne olmuştur.

Karain Mağarası, insanlık tarihinin uzak geçmişi açısından yalnızca Anadolu’nun değil, aynı zamanda Dünya’nın önemli mağaralarının başında gelmektedir.  Mağarayı ayrıcalıklı kılan özellikleri aşağıdaki gibi özetlenebilir.

  • İnsanlık tarihinin besin üretimi evrelerinin (Neolitik’ten itibaren) yontma taş, sürtme taş, çanak çömlek, ezme ve öğütme taşları, kemik aletler, taşınabilir sanat eserleri, süs objeleri, sikke ve kandil gibi kalıntılarını art arda vermektedir.
  • En önemlisi de insanlığın tarihinin % 99’undan daha fazla bir bölümü boyunca sürmüş olan avcı-toplayıcı yaşamının hemen hemen tüm evrelerini (Alt, Orta, Üst Paleolitik) ve ilk besin üretimine geçiş koşullarının hazırlandığı evreleri (Epipaleolitik) gün ışığına çıkarmaya olanak vermektedir.
  • Dünya’da örnekleri çok fazla olmayan Neanderthal insanına ait iskelet, diş ve çene kalıntılarını vermiş olması, önemini arttıran bir diğer özelliğidir.
  • Kazılar sırasında elde edilmekte olan çok sayıdaki çeşitli hayvan ve bitki kalıntıları, Batı Akdeniz Yöresi’nin Buzul Çağı ve Holosen’deki doğal ortamları hakkında önemli bilgiler sunmakta ve her iki jeolojik evre arasındaki çevresel farklılaşmayı anlamaya olanak sağlamaktadır. Ayrıca bu buluntular, uzak geçmişteki atalarımızın besin kaynaklarını ve beslenme stratejilerini de ortaya koymaktadır. Mağaranın en eski tabakalarından elde edilen tarihler bugün için Antalya yöresinin ilk iskân tarihini günümüzden 500 bin yıl öncesine indirmiştir.















Değerlendirmek için tıklayın...