Antalya Müzesi Müdürlüğü

Phaselis Örenyeri

  PHASELİS

Antalya İli, Kemer İlçesi, Tekirova sınırları içerisinde yer alan, arkeolojik değerlerinin yanında sahip olduğu doğal güzellikleriyle de dikkat çeken Phaselis Antik Kenti’ nin kuruluşu, yakınında bulunan ve tarihi Prehistorik devirlere dek uzanan Beldibi Mağarası’na karşın M.Ö. 7 yüzyıldan öteye götürülememektedir.

Antik aktarımlara göre İ.Ö. 691/690 yılı civarında Rhodos kenti Lindos’un önderliğinde kurulmuştur. Uygun konumu ve Mısır, Fenike, Ege ve Yunanistan Doğu Akdeniz deniz güzergahı üzerindeki üç doğal limanıyla kısa bir zamanda önemli bir ticaret kenti olmayı başarmıştır.

Pers Kralı Kyros’un Lydia Krallığı’na son verip tüm Küçük Asya’yı ele geçirmesinin ardından, M.Ö. 546 yılında komutanı Harpagos tarafından Lykia Bölgesi’yle birlikte Phaselis de Pers egemenliği altına alınmıştır. M.Ö. 6. yüzyılın ortalarından itibaren sikke darbeden kent, Pers hakimiyeti altındayken de kent gümüş sikkeler basmaya devam etmiştir.

M.Ö. 469 yılında Atinalı komutan Kimon tarafından Attika-Delos Deniz Birliği’ne dahil edilmiştir. Bu durum M.Ö. 411 yılına kadar devam etmiştir. Lykia, M.Ö. 360 yılında, Pers kralına gösterdiği sadakatinden dolayı Satrap Mausollos’a ödül olarak verilirken, Phaselis bu dönemde otonomisini korumuştur.

Hellenistik Dönem ile birlikte M.Ö. 334 yılında kendi isteğiyle Büyük İskender’e kapılarını açan kent, 309 ‘dan197’ye kadar Mısır’daki Ptolemaioslar yönetimi altındadır. Apameia Barışı ile diğer Lykia şehirleri gibi Rodos Krallığı’na verilmiş M.Ö. 190’dan 160 yılına kadar Rodosluların egemenliğinde kalmıştır. M.Ö. 160 yılından sonra bir süre özgür kalan PhaselisM.Ö. 2. yüzyılın ikinci yarısında Lykia Birliği’ne girmiştir. M.Ö. I. yüzyılda Akdeniz’de yaşanan korsan olayları Phaselis’in kaderini oldukça değiştirmiştir.

M.Ö 1. yüzyılın başlarında Phaselis tüm Doğu Akdenizi kontrol altında tutan, Olympos’u veya yakınındaki başka bir yeri de üs olarak kullanan Zeniketes’in işgal ettiği kentler arasındadır. Sulla zamanında , Manlius Servilius Isauricus Vulso’nun yönetimindeki Roma donanması Zeniketes’i cezalandırmış, Anadolu içlerinde de Bergama Kralı III. Attalos’un vasiyet ile Roma’ya bıraktığı topraklarda tekrar dirlik ve düzeni oluşturmuştur.

M.Ö. 46 yılından itibaren Lykia kenti olarak varlığını devam ettiren Phaselis, Roma Barışı (Pax Romana) süresince diğer Küçük Asya kentleri gibi yaklaşık iki yüzyıl elli yıl boyunca refah içinde yaşamıştır. M.S. 3. yüzyılın sonları ve 4. yüzyılın başlarından itibaren Isauria ve barbar akınlarıyla, korsanlar kenti yeniden tehdit etmeye başlamış ve kent bu dönemde çöküş sürecine girmiştir.

M.S. 5. yüzyılda eşkıyaların istilaları yanında, Attaleia kentinin önem kazanmaya başlaması ve kent içindeki gölün giderek bataklık halini alması gibi sebeplerle oldukça küçülmüştür.

M.S. 8-9. ve 11. yüzyıllara ait piskopos listelerinde Lykia’nın piskoposluk kenti olarak görülen kent, geç dönem deniz haritalarında sadece bir liman olarak anılmıştır.

1158’de Selçuklular tarafından fethedilen kent, 1811-1812 yılında İngiliz Kraliyet Donanması adına Küçük Asya’nın güney sahilinin kartografya çalışması sırasında Kaptan F. Beaufort tarafından yeniden keşfedilişine kadar tarih sahnesinden silinmiştir.

Phaselis kentinin üzerinde kurulduğu yarımada, hemen arkasında 2366 m. yükselen Tahtalı Dağ ve bunun kuzeyinde uzanan Klimaks dağ sırası yüzünden iç kısımlardan soyutlanmıştır. Epigrafik belgeler sayesinde Phaselis teritoryumu sınırlarının kuzeyde Gökdere Vadisi’ne ulaştığı, güneyde Üç Adalar’dan Tahtalı Dağı istikametinde çekilecek bir hat doğrultusunda devam ettiği, batıda ise Çandır Vadisi boyunca uzandığı tespit edilebilmektedir. Yaklaşık 288 dönüm alana yayılan yerleşim bölgesi denize doğru çıkıntı yapan yarımada ve kuzeyde yer alan tepe üzerinde uzanmaktadır.

Kentin kuzey, güney ve ana liman olmak üzere üç limanı vardır. Kuzey limanı önündeki iki küçük adanın arasının mendirekle örülmesi sonucunda güvenceye alınmıştır. Ana liman ise kenti çevreleyen surların uzantısıyla oluşturulan mendirekle korunaklı hale getirilmiştir. Kuzey ve doğu rüzgârlarına karşı tamamen korunaklı bir konumda olan Güney liman daha çok ticari amaçla kullanılıyor olmalıdır.

Kentin en erken iskân alanı olan Akropolis üzerindeki yerleşim alanı yaklaşık olarak 8,4 hektarlık bir alanı kaplar.  Plutarkhos’tan, Phaselis’in daha M.Ö. V. yüzyılda tahkimatlı bir kent olduğu öğrenilir. Surlar muhtemelen kentin kuruluşunun hemen ardından yapılmıştır.

Kente girişte karşımıza çıkan tapınağın büyük ve düzgün blok taşlardan yapılmış teras duvarları hala görülebilmektedir. Bunun kuzeyindeki terasta şehrin su ihtiyacını karşılayan kaynaklardan biri ve ev kalıntıları bulunmaktadır.

Günümüze kadar ayakta kalmayı başarabilmiş su kemerleri (akuadukt) kentin en iyi korunmuş yapılarındandır. Phaselis erken dönemlerde su ihtiyacını kuyu ve sarnıçlarla karşılarken Roma Dönemi’nde yapılan su kemerleri ile uzak yerlerden suyu getirmişlerdir.

Kent limanı ve güney liman arasında, bu iki limanı birbirine bağlayan ana cadde uzanmaktadır. İki liman arasındaki arazide en kısa ve en uygun bağlantıyı sağlaması ve kent bölgesi içindeki merkezi konumu dolayısıyla, İmparatorluk Dönemi’nde kentin ana damarını teşkil etmiştir. 225 m. uzunluğunda, 20-25 m. genişliğinde ve tümüyle taş plakalarla kaplı olan ana caddenin sağında ve solunda kentin resmi ve kamusal binaları yer almaktadır.

Kentin bu kısmı, mastır plan çerçevesinde imar edilmiş, kentsel bir düzen göstermektedir. Akropolis’in kuzeybatı etekleri üzerinde, skene ve cavea’sı ile hala ayakta duran,1500 kişilik tiyatro yer almaktadır. Tiyatronun karşısında, ithaf yazıtından Hadrianus için yapıldığı tespit edilen Tetragonal Agora; onun karşısında Küçük Hamam ve tabanı mozaikle döşeli, üç yönde derin kanallarla çevrilmiş, latrina bulunmaktadır. Tetragonal Agora içine sonradan kuzeydoğuda oldukça iyi korunmuş apsis yapısı dolayısıyla bazilika olduğu tespit edilen yapı inşa edilmiştir.

Ana cadde üzerinde kesin olarak tarihlendirilebilen en erken yapı, girişinin üzerindeki ithaf yazıtından dolayı, Domitianus’a adandığı öğrenilen Domitianus Agora’sıdır. Roma imparatoru Domitianus (M.S. 81-96) adına yaptırılan ve imparatorun adı ile anılan Domitianus Agorası kapısı üzerinde yer alan inşa yazıtı aracılığıyla M.S. I. yüzyıla tarihlenmektedir.

 Güney limanı ve ana cadde, liman girişinde, oldukça görkemli inşa edilmiş anıtsal bir kapı yapısıyla birbirinden ayrılmıştır. Dört köşesi aslan ayağı profilli elemanlarla süslenmiş, kare şekilli iki ayak üzerinde yükselen, tek kemerli bu anıtsal kapı, İmparator Hadrianus’un doğu seyahati sırasında Phaselis’i de ziyaret etmesi şerefine inşa edilmiştir.

Kentin üç nekropolis alanı bulunmaktadır: kuzeydoğu nekropolis’i, kuzeybatı nekropolis’i ve batı nekropolis’i. Bunların arasında en büyüğü kuzeydoğu nekropolis’idir. Bu nekropolis alanı doğuda İnce Burun’a kadar uzanmaktadır.  Burada bulunan mezar tipleri arasında anıt mezar, kaya mezarı, lahit gibi mezarlara ek olarak khamasorion tipi mezarlar ile seramikten yapılma basit gömü örnekleri bulunmaktadır. Batı Nekropolü ise bataklığın batısından Antalya-Kumluca Karayolu istikametinde kuzeybatı yönünde uzanmaktadır.














Değerlendirmek için tıklayın...